Bill Nighy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bill Nighy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Şubat 2014

I, Frankenstein

Merhabalar herkese. Dün vizyon filmlerinden biri olan I. Frankenstein'ı 3D Imax ile izledim. Başrolleri Aaron Eckhart (Adam), Bill Nighy'nin (Naberius) oynadığı filmde diğer ana rollerde Miranda Otto (Leonore) ve Yvonne Strahovski'nin (Terra) görebiliriz.Filmi Karayip Korsanları üçlemesinin yönetmeni Stuart Beattie yönetmiş. Haliyle fantastik bir filmden beklentiler bir tık üste çıkıyor. :) Ama siz yine de beklentileriniz fazla yükseltmeyin.

Orjinali Mary Shelley tarafından Frankenstein or the modern Prometheus 1818 yılında yayınlanan hikaye, 1910 yılında ilk kez sinemada uyarlandığından bu yana çeşitli örnekleri ile sinemada gördük. Bu son uyarlamada kısaca hikayeyi özetleyecek olursak; Naberius 200 yıldır Frankenstein'ın sırrını öğrenerek topladığı ruhsuz cesetlere iblis ruhları göndererek kendi ordusunu kurma peşinde. Bunun sonucunda sırasıyla Çörtan Irkını, Frankenstein'ı ve insanlığı yok etmek, köle olarak kullanmak istemekte. Frankestein'dan süper kahraman olur mu ? Ona izleyince siz karar verin. Fantastik, Bilim kurgu olduğu için çok mantık aramadım, İmax olduğu için görselliğe odaklandım ve beklentimi de çok yüksek tutmadığımdan yeterince tatmin oldum diyebilirim. Yine de Gideon'un saçma sapan şekilde ölmesi, doktorun aralarında duygusal bağ olmamasına rağmen diğer doktoru diritlme hamlesi mantıksızdı. Ama mantık aramayalım, beklentileri düşürüp imaxte izleyelim derim. Zaten vizyonda başka güzel film yok  Herkül var ona da artık bu hafta gider bakarım. :)

Filmin görsel sahneleri tatmin ediciydi.Film fazla uzun değil 93 dk, izlerken sıkılmadım açıkcası. Frankenstein makyajı gayet güzel olmuş, vucudu da on numara da, arkadaş seni sekiz tane ölüden parça alıp birleştiriyorlar sen nasıl kaslı olarak yapıldın ? :) Neyse bence Aaron'un vücudu oldukça iyi. Tabii ki bir Hollywood klişesi gerçekleşmese olmaz, sonunu aşka neden bağlarsınız ki ? 

Özetle yoklukta izlenesi bir film, fantastik sevenlerin pek sıkılacağını sanmıyorum. Hatta fantastik seviyorsanız imaxten kalkmadan imaxde izleyin derim.

3 Mayıs 2011

Love Actually

Bugünün ikinci filmi Love Actually, ya da Aşk Her Yerde. Çok izlenen ve oldukça da sevilen bir film olduğundan birçoklarının az biraz fikri vardır bu filmle ilgili. Kısaca oyuncuları yazalım ve filme başlayalım: Hugh Grant, Liam Neeson, Laura Linney, Bill Nighy, Colin Firth, Emma Thompson, Keira Knightley, Alan Rickman. Bunlara ek olarak da Rowan Atkinson ve Billy Bob Thornton da kısa rollerle karşımıza çıkmaktadır. Özellikle Rowan Atkinson’ın olduğu sahneler çok komiktir.

Filmin konusundan bahsetmek çok zor. Zira filmde birçok hikâye var. Bütün bu hikâyeler bir şekilde birbirleriyle bağlantılı ama sonuçta hepsi bağımsız birer hikâye. O yüzden bu filmi konu tarafından anlatmak çok zor. Sanırım bu filmin güzel tarafı her bir hikâyedeki masalsı konular.

Ben filmlerde gerçekçilik aramam, ne saçma film olmuş demem, ama film kendi içinde tutarlı olmalıdır, filmin atmosferi konusuna uygun olmalıdır, film kendi içinde tutarlı ve inandırıcı olmalıdır. Örnek verilecek olursa, benim Superman’in uçmasıyla ilgili hiçbir problemim olmaz, adam başka gezegenden gelmiştir uçabilir, başka şeyleri de yapabilir. Ama Superman, Clark Kent iken onu kimsenin tanımaması bana mantıklı gelmiyor. Love Actually filminin atmosferi de bu masalsı konular için bence çok iyi kurgulanmış, o yüzden bu hikâyeler filmde hiç sırıtmıyor.

Filmde bazı sevdiğim sahnelerden bahsedeceğim, tabi sadece şu anda aklıma gelenlerden, yoksa bi dolu sahne yazmak mümkün. Başbakanın, ABD Başkanı’na ayar verdiği sahne, başbakanın tek başına dans ettiği sahne, Keira Knightley’nin kendisine âşık olan çocuğun evine düğün kasetini almak için gittiği sahne, Rowan Atkinson ile kuyumcuda geçen sahne, yazar olan adamın Aurelia’ya evlenme teklif ettiği sahne ve Billy Mack’in tüm sahneleri.

Bazı filmler vardır sizi film boyunca gülümsetir demiştim daha önce, bu da o filmlerden birisi. Ayrıca, bu filmi İngilizler değil de Amerikalılar yapmış olsaydı, başarısız bir romantik komedi denemesi olabilirdi.

Bu film için İzle ve Yorumla puanı: 9/10



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...