Hugh Grant etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hugh Grant etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Mayıs 2011

No Strings Attached

Daha önce Love Actually filminden bahsederken, o film eğer Amerikalılar tarafından çekilmiş olsaydı, başarısız bir romantik komediden öteye geçemezdi demiştik. Şimdi buna bir örnek bulduk sanırım. :)

No Strings Attached, ya da Türkçe adıyla Bağlanmak Yok, filmi başrollerini Natalie Portman’ın ve Ashton Kutcher’ın paylaştığı bir romantik komedi filmi. Konu olarak film gelecek vadediyor aslında, ama film ne komik ne de karakterler inandırıcı.

Filmin tesadüflerle başlıyor; 15 sene öncesi, 5 sene öncesi ve 1 sene öncesi diye 3 sahne gösteriliyor. Bu şekilde biz bu karakterlerin bir geçmişi olduğunu biliyoruz ama filmin ilerleyen kısmında bu sahnelerin hiçbir önemi olmadığını anlıyoruz. Ne bu sahnelere referans veriliyor ne de bu sahnelerde anlatılanlar komik ya da duygusal bir sahneye zemin hazırlıyor. Vanessa’nın kim olduğunu öğreniyoruz bu sahnelerin birinde ancak o da gereksiz olmuş, çünkü Adam’ın babasıyla Vanessa ile ilgili konuştuğu sahnede Vanessa’nın eskiden Adam’ın sevgilisi olup da şimdi babasının sevgilisi olduğunu gayet rahat anlayabiliyoruz. Film bir kere bu plansız tavrıyla düşük puanı hak ediyor.

Diğer taraftan karakterler inandırıcı değil. Natalie Portman'da “fuck buddy” olacak tip yok. Öyle olmaz ya da değildir demiyorum ama tip olarak karakter ona oturmamış ve rolde de karakterine inandırıcılık katamamış. Ashton Kutcher’a ise Adam rolü olmamış. Bence az biraz daha tipsiz bi adam oynamalıydı bu rölü. Bağlanmak isteyen, sevgilisinden ayrılıp da 1 sene kimseyle birlikte olmayan adam tipi ortalama da hafif tipsizdir. Buna en iyi örnek About A Boy filminde Hugh Grant'ın oynadığı karakter verilebilir. Hugh Grant filmde bekâr anneleri tavlamaya çalışan bir adamı canlandırıyor. Bu rol ilk olarak Brad Pitt’e teklif edilmiş ama Brad Pitt, rol için çok yakışıklı olduğunu düşünmüş ve kabul etmemiş. Çünkü ona göre, kendisi kadar yakışıklı bir adamın kadınlarla birlikte olmak için bu kadar çabalaması gerçekçi olmazmış. Bence son derece mantıklı bir düşünce şekli bu. O yüzden bu filmde ne Ashton Kutcher olmuş ne de Natalie Portman.

Ayrıca Natalie Portman bu filmde neden oynamış ki? Hayır, film kötü diye demiyorum ama genelde bu rollerde oynayan birisi değil. Kulvar değiştirirken ortada çok iyi bir film olur ve hayır diyemezsiniz ve farklı bir rol oynarsınız, ama bu filmde öyle çok süper bir film de değil yani. Bilemedim. :)

Sonuç olarak, film başarısız, ne romantik olabilmiş ne de komik. Benim en önem verdiğim kendi içinde tutarlı olma, gerçekçi olma kriterine de hiç uymuyor. Bütün bunlara rağmen, yapacak daha iyi bir işiniz yoksa izlemekten zarar gelmez diyorum.

Bu film için İzle ve Yorumla puanı: 6/10



3 Mayıs 2011

Love Actually

Bugünün ikinci filmi Love Actually, ya da Aşk Her Yerde. Çok izlenen ve oldukça da sevilen bir film olduğundan birçoklarının az biraz fikri vardır bu filmle ilgili. Kısaca oyuncuları yazalım ve filme başlayalım: Hugh Grant, Liam Neeson, Laura Linney, Bill Nighy, Colin Firth, Emma Thompson, Keira Knightley, Alan Rickman. Bunlara ek olarak da Rowan Atkinson ve Billy Bob Thornton da kısa rollerle karşımıza çıkmaktadır. Özellikle Rowan Atkinson’ın olduğu sahneler çok komiktir.

Filmin konusundan bahsetmek çok zor. Zira filmde birçok hikâye var. Bütün bu hikâyeler bir şekilde birbirleriyle bağlantılı ama sonuçta hepsi bağımsız birer hikâye. O yüzden bu filmi konu tarafından anlatmak çok zor. Sanırım bu filmin güzel tarafı her bir hikâyedeki masalsı konular.

Ben filmlerde gerçekçilik aramam, ne saçma film olmuş demem, ama film kendi içinde tutarlı olmalıdır, filmin atmosferi konusuna uygun olmalıdır, film kendi içinde tutarlı ve inandırıcı olmalıdır. Örnek verilecek olursa, benim Superman’in uçmasıyla ilgili hiçbir problemim olmaz, adam başka gezegenden gelmiştir uçabilir, başka şeyleri de yapabilir. Ama Superman, Clark Kent iken onu kimsenin tanımaması bana mantıklı gelmiyor. Love Actually filminin atmosferi de bu masalsı konular için bence çok iyi kurgulanmış, o yüzden bu hikâyeler filmde hiç sırıtmıyor.

Filmde bazı sevdiğim sahnelerden bahsedeceğim, tabi sadece şu anda aklıma gelenlerden, yoksa bi dolu sahne yazmak mümkün. Başbakanın, ABD Başkanı’na ayar verdiği sahne, başbakanın tek başına dans ettiği sahne, Keira Knightley’nin kendisine âşık olan çocuğun evine düğün kasetini almak için gittiği sahne, Rowan Atkinson ile kuyumcuda geçen sahne, yazar olan adamın Aurelia’ya evlenme teklif ettiği sahne ve Billy Mack’in tüm sahneleri.

Bazı filmler vardır sizi film boyunca gülümsetir demiştim daha önce, bu da o filmlerden birisi. Ayrıca, bu filmi İngilizler değil de Amerikalılar yapmış olsaydı, başarısız bir romantik komedi denemesi olabilirdi.

Bu film için İzle ve Yorumla puanı: 9/10



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...