Noomi Rapace etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Noomi Rapace etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Şubat 2014

Sherlock Holmes: A Game Of Shadows

Shelock Holmes’ün devamı olan bu filmde başrolleri yine Robert Downey Jr. ve Jude Law paylaşıyor.

Bu filmde onlara ayrıca profesör James Moriarty rolüyle Jared Harris, Madam Simza rolüyle Noomi Repace eşlik etmiş. Genellikle bu tarz seri filmleri ilk filmin tadını pek vermez. Ama a game of shadows ilk filmin pek altında kalmamış. İlk filmde Adler rolüyle beğeni kazanan Rachel McAdams’ın bu filmde fazla olmaması beni üzdü açıkçası.

Çünkü Holmes ile arasındaki ilişki oldukça eğlenceliydi. Zaten filmin başında buna benzer eğlenceli diyalogları görebilirsiniz.  Holmes romanlarının takipçilerinin bildiği ağabeyi Mycroft Holmes'da filmde kendine önemli yer buluyor. Karakteri Stephen Fry canlandırmış. Yönetmenliği yine Guy Ritchie üstlenmiş. Senaryoyu ilk filmden farklı olarak Kieran ve Michele Mulroney çifti kaleme almış. 

Bu filmde ilk filme oranla daha az aksiyon olduğunu söyleyebilirim. Filmde Holmes ve Moriarty arasındaki kıyasıya zeka savaşı güzel işlenmiş. Holmes, Mariarty'nin ele geçirdiği silah fabrikaları ve ardından dünya savaşı çıkarma planlarını bozma peşindeydi.  Fakat Moriarty en az Holmes kadar zeki ve hatta ondan daha zeki hamleler yapıyor. Hatta filmde bir sahnede Holmes’ü yanıtlmayı başarıp eylemini gerçekleştirdi. Özellikle final sahnesi izlemeye değer. Bunun yanında Watson bu filmde evlenirken, balayı yolculuğunda trende yaşadıkları olaylar ise bana göre filmin en eğlenceli sahneleri. Tren bölümünde Holmes’ün makyajı bana Batman’deki Jokeri anımsattı. Filmde abartı bulduğum bir sahne vardı. Onun dışında izlerken oldukça eğlendim.  Holmes’ün Mary’i trenden nehire attığı sahne. Tabi Mary’e Holmes'ün muhteşem zamanlaması ile hiçbir şey olmadı. Film bu kez Londra dışına çıkarak Paris, Almanya ve İsviçre’de geçiyor.

19 Eylül 2012

Prometheus


Sinemaya iyiden iyiye merak sarmaya başladığım 1995-2000 arası dönem bilim kurgu filmleri açısında çok zengin bir dönemdi. Mükemmel bilim kurgulardan, sıradan B sınıfı bilim kurgulara kadar bi dolu film izledik o dönemde. Belki de bundandır bilim kurgu hayranlığım. :) O zaman nasıl ki bilim kurgu dönemiyse bu dönem de sanırım çizgi roman dönemi oluyor. Gerçi biraz normalden uzun sürdü bu çizgi roman dönemi ama olsun genel olarak şikâyetçi değilim. Şikâyet edebileceğim tek konu bu dönemde hatırı sayılır bilim kurgu filmi yakalamak oldukça zorlaştı. Bu kıtlık döneminde uzun zamandır izlemek istediğim Prometheus filmini ancak hafta sonu izleme şansı buldum ve düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istedim.

Filmin kadrosundan önce konusundan bahsetmek daha doğru olacak sanırım. Öncelikle bu film bir uzay filmi. Dünyada insanoğlunun yaradılışına yönelik birçok ipucu bulunur ve tüm bu ipuçları dünyadan çok uzakta bulunan bir gezegeni işaret etmektedir. Bir grup bilim adamı ve asker bu gezegene yolculuğa giderler. Gezegene vardıklarında ise bir dolu olaylar dizisi kahramanlarımızı beklemektedirler ve bu kahramanlarımız bir şekilde dünyanın geleceğini kurtarmak için mücadeleye girişirler.

Filmin yönetmeni Ridley Scott, gayet başarılı bir yönetmen olduğunu düşünsem de genel bir tarzı olmadığı için filmleri bana çoğunlukla çok başarılı gelmez. Başrollerde Noomi Rapace, Michael Fassbender, Charlize Theron ve Idris Elba karşımıza çıkmaktadır. Guy Pearce da filmde rol almakta ancak izleyenler tanımakta biraz zorlanabilirler, ben açıkçası sesinden tanıdım, zira kendisi oldukça yaşlı bir adamı canlandırmaktadır.

Önce olumsuz kısımlardan bahsedelim. Yine spoiler yok ama izlemeyenler için biraz fazla bilgi içerebilir yazacaklarımız. Filmde açıkta kalan çok nokta var. Bir kere, 3 tane çizimden yola çıkarak trilyon dolarlık yolculuğa çıkmak bana çok mantıklı gelmiyor, o kısmın biraz daha altını doldurmak gerekirdi sanırım. Filmde fazla klişe var; tırsıp kaçmaya çalışan adamlar mı dersin, söz dinlemeyen insanlar mı dersin, ne ararsanız var. Ayrıca film çok fazla tahmin edilebilir olmuş. Ben ki film izlerken beynimi kapatırım, 1 sn sonrasını asla düşünmem, kim katilmiş, kim hırsızmış hiç kafa yormam ama bu filmde son 10 yılda yapmadığım kadar tahminde bulundum ve hepsi de tuttu. Belki de istedikleri budur, tam bilemedim. Kabak gibi her şey göz önündeydi yani. Aslında daha çok şey var söylenecek ama sahneleri burada tek tek açıklamak doğru olmaz sanırım.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...